Hoş geldiniz. Sefalar getirdiniz.

Bizden de: Çam sakızı çoban armağanı...!

9 Mart 2025 Pazar

AB-I HAYAT



Nedim'in dediği gibi:

Ma-i tesnim içelim Çeşmey-i nev peyda'dan. 
Görelim ab-ı hayat aktiğin ejderhadan. 
Gidelim selvi-revanım, yürü Sa'd-abad'a

Geçende BBC televizyonun'da  haberlerde kıraliyet ailesinden bahsediyor, İngiliz kıralını gösteriyordu.
İhtişamlı saraylarda yaşayan kıraliyet ailesi meyer sağlıklı beslenemiyor, sağlıklı yaşıyamıyormuş kıral ve onun veliaht oğlunun karısı kansermiş.
"Ab" farsça su demektir "Ab-ı hayat" ta yaşam suyu demektir. (İnanışa göre ölümsüzlük suyu) Susuz yaşanamayacağından insanlar, yaşamın suya bağlı olduğunu sanmış. Uzun yada sonsuz yaşamak için tarih boyunca ab-ı hayatı arayıp durmuşlardır.
Amerika'yı keşfeden İspanyollar da İspanya'da Müslümanların kurduğu Endülüs Emevi devletı'deki halkların Ab-ı hayat düşüncesinden etkilenerek Amemerka'da gençlik pınarı arayıp dururken, bir çok yeri keşfetmişlerdir. 
Sağlıkla ilgili İngilizce makaleleri VOA'de yıllarca okuyup, Fransızca öğrenirken sağlıkla ilgili Fransızca videoları dinlerken şu kanıya vardım ki sağlıklı ve uzun yasamak, için su önemli ama sadece suya bağlı değil, üç önemli kurala bağlı. 
1) Beyni devamlı aktif tutmak.
 Bunama ve adzeymiri önlemek için. Bunun da iki yolu var. Birincisi bir enstrumanı fırsat buldukça çalmak, ikincisi bir yabancı dil öğrenmeye başlayıp ömrün oldukça sürdürmek.
2) Vucudu devamlı hareketli tutmak.
Sabah kalkınca yoga yapmak.
Günde en az yarım saat yürümek. Yemeklerden sonra yürümek daha faydalı. En az günde15 dakika aletli jimnastik yapmak. Hareketli olman kalp ve damar sağlığı için önemli. Ama vucudu fazla yorman iskelet sistemi için zararlı.
3) Sağlıklı beslemek.
Vucudun günlük ihtiyacı olan bazı gıdaları almak için yardimcı gıdalara ihtiyaç var. Bağışıklığı güçlendiren, sarımsak için yoğurda, omega 3 alabilmeye ihtiyaç duyulan ceviz için kabak tatlısına, iç yaraları iyileştiren tarçın ve zerdaçal için sütlaca, aynı şey için zencefili bütün sulu yemeklerde kullanmalısın.
Salatada ya da söyüşte domates yeşil biber (Acısı daha makbuldür.), marul, soğan ve havuç günlük kullanmalısın. Ben havucu domateslerin üzerine rendeliyorum. 


Gunde iki defa kahvaltıdan ve yemekten sonra bir elma bir portakal bir muz tüketmelisin. Bunların hepsi yaz kış bulunan şeyler.
Yemekleri dolma, sarma, yeşil fasulye patlıcan ve patatesten oluşan türlü, baklağiler (Bakla, barbunya, kuru fasülye, nohut, sıyah ve kırmızı mercimek, bamya), ızgara kırmızı et, tavuk ve balık sırayla karışık tüketmelisin. Kırmızı et ve balık en az ayda bir defa tüketilmelı. Kırmızı etin sık sık tüketilmesi yumurta gibi zararlıdır, (Yemeklere az miktarda her seferinde katmanda fayda var) . Dikkat edilmeli. Balık tavuk için böyle bir sorun yok. 
İletişim çağında günün büyük kısmını ekran karşısında (Televizyon, bilgisayar, tablet ve akıllı telefonda) geçiriyoruz. Buda göz kaslarımızı yoruyor ve bozuyor gözlerin kurumasına neden oluyor. 20 dakikada bir ekrandan uzaklaşıp 7-8 metre uzağa bakmak gerekiyor. Göz kuruluğuna karşı göz damlası kullanmak, gözleri güçlendirmek için her gün elma, havuç ve yer fıstığı tüketilmelı. Zaman zamanda da balık ve ispanak tüketilmelı. İspanağa dikkat çok fazla haşarı ilacı kullanılıyor yaprakları haşariler delmemesi için.
Gözler ve diğer organlar için kahvaltıda fındık, yer fıstıği, siyah kuru üzüm, kuru kaysi, bal, üzüm pekmezi, ve mevsimlik incir, ayva, çilek, kaysı ve vişne reçer'inden herhangi biri. Ayrıca peynir, zeytin ve yumurta. Yumurtayı gün aşırı yemelı. Hergün yemek zararlı imiş. Ben gün aşırı melemen şeklinde tüketiyorum. Melemende zeytin yağı kullanıyorum, yarım sosis ve yeşil biberi kavurduktan sonra domates ilave ediyorum iyice suyunu çekince ocağı kısıp yumurta kırıp fazla pişmeden karıştırıp kaldırıyorum. Böylece faydalı olan zeytin yağını kullanma yolunu buldum. 
Karnıbahar, brokoli troit bezi için faydalı. Yeşil fasulye, ıspanak, turp, şeker pancarı kalp damar sağlığı için faydalı. 
Zerdeçal vucutta ki iltihaplara karşi ve adzemiri önlemede faydalı. Zencefil kolestrolu engelliyor, iltihapları iyileştiriyor. Tarçin diabet, kolestror giderici kalp ve damar sağlığı için faydalı. Karanfil doğal antibiyotik. Muz ve avakado kalp damar sağlığı için faydalı. Yoğurt sindirim sistemi ve kemikler için faydalı. Domates hem gözler için hem de sindirim kanalı için faydalı. 
İşimde yabancılarla çalıştığım için İngilizceyi rahatlıkla konuşabiliyorum. Yukarıda bahsettiğim beyni aktif tutmak için yeni bir yabancı dile başlamak düşüncesiyle 60 yaşından sonra Fransızca öğrenme'ye başladım. Oldukça karmaşık bir dil tek ve çift harflerden oluşan bir çok propozisyona (Edat) sahip bunları doğru yerlere koyarak, gerek sayı sayarken, gerek karmaşık cümle kurarken beyni düşünmeye zorluyor, daha aktif tutuyor. Beyin tembel bir organdır. Zorlamasan karşında konuşanı dinlemez bile. En çok uyumayı sever. Uyku 8 saatın üzerine çıkarsa baş ağrısı yapar. Uyurken hem içindeki çöplerden kurtulur, (Beyın beslenirken bir sürü çop üretir. Bunları uyku sırasında atar.) içinde günlük biriken bilgileri depoliyarak kendını boşaltır. Uykudan kalkınca yeni bilgiler öğrenmeye hazırdır artık.
Fransızca çalışırken beynim yoruluyor artık yeni bir şey almak istemiyor, gözlerim kapanmaya başlıyor. Üzerime pikeyi örtüp kanape üzerinde yarım saat uyuduktan sonra temizlenip boşanmış beyinle öğrenmeye devam ediyorum.

1 Mart 2025 Cumartesi

Trump-vu Zelenski



Dünya'da savaşı aklı başında hiç bir kimse istemez.
Trump, Avrupa ve Orta Doğu'da savaşı en kısa sürede durduracağım, deyip Amerikan toplumunun oylarını alarak büyük bir oy farkıyla seçildi.
Yöntemi dünyaya parmak ısırttırıp, şok edecek kadar aşağılayıcı.
İnsanlık evrimleşip gelişirken, zayıf ve mağdurun yanında durmayı önerir.
Trump mağduru aşağılayıp ezerek, doğal zenginliklerine el koyarak, zorba ve güçlünün yanında durup çıkar elde etmenin peşinde, Sezar'ı vuran Burutüs misali...!
Amerika'yı altın çağına taşıyacak böyle bir yöntemi aklı başında, vicdan sahibi hiç bir Amerikalının isteyebileceğini sanmıyorum.
Zelenski'nin dik duruşu taktire şayan bir hareket. Ömer Seyfettin'in Pembe incili kaftan hikayesinde olduğu gibi.
Bu Trump ve Putin zihniyetinin, bırak savaşı durdurmayı dünyayı bir felaketin eşiğine taşıyacağından kuşkuluyum.
Trump göreve başlar başlamaz, Kanada ve Grönland bizim olmalı değip Putin gibi kendisinin de yayılmacı olduğunu gösterdi.
Avrupa'yı ve Ukrayna'yı devre dışı bırakarak Ukrayna'nın paylaşılmasında Putin'le anlaştı. Putin'e aldığı yerleri bırakıp, kendi de Ukrayna'nın yer altı kaynaklarına el koydu.
Dün İngiltere'de NATO Ukrayna'ya destek  toplantısı yaptı.
"Biz Rusya'ya karşı Ukrayna'yı korumaya çalışırken bir de NATO üyesi Amerika'ya karşı korumamız gerektiğini hiç düşünemezdik" dediler.
Askerde erler askerliklerinin bitmesini beklerken kaç gün kaldı diye geriye saymaya başlarlar. Bizimkiler de daha Trump bir ayını doldurmuşken ondan ne zaman kurtuluruz diye geriye saymaya başlamışlar. Ama önlerinde daha bin küsür gün olduğunu düşünerek daha Dünyanın başına neler geleceğini kara kara düşünmekteler...! 
Oval ofisteki Zelenski'yı aşağılayıcı tartışmanın ardından. Anlaşma olmayınca, Trump Ukrayna'ya silah sevkiyatını durdurarak, Zelenski'yı anlaşmaya zorladı. Zelenski de yazdığı bildirimde geri adım atarak anlaşabileceğini söyledi. Avrupa'nın desteğine rağmen bu işin Amerika'sız götürülemiyeceğini bütün dünya görmüştü. Bakalım Amerika'ya bağımlılık arkasından neler getirecek. 
 

26 Şubat 2025 Çarşamba

Kızıl Elma Hayali


Türkler dört nala uzak Asya’dan, Ak Deniz’e bir kısrak başı gibi uzanan Anadolu’ya geliyor, maksatları kızıl elmaya varmak. Kızıl elmaya varmak için Viyana’ya kadar ilerlediler.
Türkler Viyana'da durdurulunca
O yıllarda keşfedilen Amerika, Türklerin kızıl elması oluyor. Ama Türkler oraya hiç bir zaman ulaşamıyor. 
Tabii atları ve silahlarıyla birlikte. Fakat 100 kadar Türk, esir olarak ulaşıyor. 
İzmir Çeşmede demirlemiş Osmanlı donanmasına baskın veren Amerikan gemileri 100 kadar Türkü esir alıp Amerika'ya götürüyorlar. 
Göller bölgesine gelen bu Türkler, büyük bir çağlıyanla karşılaşınca hayranlıklarını ifade için "Ne yaygara, ne yaygara" diyorlar. İngilizce bu terim "Niyagara" şeklinde telaffuz ediliyor. 
O gün bu gün Niyagara şelalesi bu isimle çağrılıyor.  
90'lı yıllarda o Türklerin torunlarından biri Çeşmeye gelmişti. 
"Dedelerim buradan Amerika'ya gitmiş ve Ne yaygara diyip Niyagara şelalesinin adını koymuştur" dedi. 
(Not: ChatGPT'nin anlattığına göre bu bir espirili şehir efsanesidir. İsmi, Iroquois yerlilerinin dilinden gelmektedir: "Onguiaahra" → zamanla "Niagara" olmuştur. Anlamı: "Boğaz" ya da "dar geçit" gibi coğrafi ifadeleri temsil eder.) 
Türkler o kadar çok hayvan beslerlermiş ki. Fet ettikleri topraklarda ki bütün otları kısa sürede otlayıp bitirirlermiş, toprak görünürmüş. Bu nedenle yeni otlakların bulunduğu toprakları fet etmek mecburiyetinde kalırlarmış. 
Uzun yıllar Amerika'da Turkleden uzaktaki kızıl elma sessiz sakin yaşadıktan sonra, Apple şirketi kurucusu  Stive Jobs elmayı yakalayıp ısırır ondan aldığı tad ve ilhamla bu isimde şirket kurar. Bu şirketle bugün dünyanın en kaliteli akıllı telefonu olan iPhone’i üretiyorlar.
Bizde elmayı ısırmayı biliyoruz. Fakat ısırılmış elmayı işlenmiş mendile koyup sevgiliye göndermekden başka bir ilhan yakalayıp bir şey icat edememişiz. 

Mendili işle yolla. 
İşle gümüşle yolla. 
İçine üç elma koy. 
Birini dişla yolla...!

Bir Amerikan atasözü:
"Günde bir elma yiyen kişi eve doktor sokmaz." 

27 Aralık 2024 Cuma

Mehmet Akif ve Istiklal Marşı



Nazım Hikmet, "Bizim istiklal marşında aksayan bir taraf var.
Akif büyük şair inanmış adam, ama ben onun inandıklarına inanmıyorum. Mesela "Doğacaktır sana vaat etiğin günler hakkın" sanmıyorum. O günler bize gökten ayetle inmedi. Biz o günleri kendimiz vaat etik kendimize." Diyor.
Biliyorsunuz cumhuriyetin ilanından sonra Mehmet Akif Mısır'a gitmiştir. Nedenini Chat GPT Şöyle anlatıyor.

Şunu dedin:
Mehmet Akif Ersoy cumhuriyet kurulduktan sonra Mısıra kaçtı? 
ChatGPT:
Mehmet Akif Ersoy, Cumhuriyet'in ilanından sonra Mısır'a yerleşmiş, ancak "kaçtı" ifadesi tam olarak durumu yansıtmaz. Kendisi, Türkiye'deki siyasi atmosferin değişmesi ve özellikle Mustafa Kemal Atatürk'ün liderliğinde yapılan devrimler nedeniyle fikir ayrılıkları yaşamış, bu dönemde Mısır'a gitmeyi tercih etmiştir.

1925 yılında, Türkiye'deki inkılaplar ve siyasi değişimler sırasında, Mehmet Akif, dostu Abbas Halim Paşa'nın davetiyle Mısır'a yerleşmiştir. Burada yaklaşık 11 yıl kalmış, bu sürede Kur'an-ı Kerim tefsiri üzerinde çalışmış ve Mısır Üniversitesi'nde (Camiü'l-Mısriyye

Geriye dönmesinin nedeni, siroza yalanması ve tedavi içindi. Döndükten kısa süre sonra ölüyor.

20 Aralık 2024 Cuma

Uluğ Bey ve Ali Kuşçu


.    Uluğ Bey rasathanesi

TRT Radyo1'de hergün 9:40'ta yayınlanan arkası yarın, yarın sön bölümü yayınlanacak olan 'İstanbul'daki Emanet" adlı dizi, Özbek devlet adamı Uluğ Bey'le ilgili.
Timur' un torunu olan Uluğ Bey,  dedesi gibi bilim ve araştırmaya önem veren çağındaki bilginleri Samerkant'a toplayan, medreseler kuran (Benim de ziyaret ettiğim Semerkant Registan meydanında ki üç medreseden biri Uluğ bey medresesidir.)

      
Dünyada ilk defa bir tepeye rasat hane kurup güneş ve ayın hareketlerinden ve yıldızların bulundukları yerlerden faydalanıp rasat yaparak ve boylamların yerlerini tesbit ederek, günlük zamanları belirlemiş, namaz vakitlerini ve iftar saatlarını doğru bir şekilde tesbit etmiştir.
Ali Kuşçu onun öğrencisi ve en güvendiği kişiydi. Rasat hanenin iki müdürüde ölünce Ali Kuşçu'yu rasat hane müdürü yapmıştı.
Bir münecime geleceğını okutmuş o da "Senin ölümün büyük oğlun elinden olacak" demiş. Biliyorsunuz muneccimler yıldız falına bakarak gelecek için tahminde bulunurlar. Uluğ Bey yıldız falı (Astroloji) değil yıldızların gerçek hareketlerini (Astronomi) izlemiştir. Ama bu munecımin lafı aklında düğümlendiğinden, bir gün Ali Kuşçu'yu çağırarak, yaptıkları çalışmaları ve kitapları ona emanet etmiştir.
Büyük oğlunun dedesi ölünce babasının yerine geçmek için ona savaş açmış ve esir almıştır. Esaret sırasında öldürerek saltanatı ele geçirmiştir.
Bunun üzerine Ali Kuşçu emanetlerle birlikte önce İran Tebriz'deki Hükümet lideri Uzun Hasan'a sığınmış. Uzun hasan onu İstanbul'a Fatih'e elçi olarak göndermiş. Fatih'te Ali Kuşçu'nun gelip İstanbul'a yerleşmesini istemiş. O da elçilik görevini bitirince, Tebriz'den İstanbul'a Uluğ beyin emanetleri ile birlikte, Fatıh'in yanına gitmiş, Fatih ona rasat hane kudurmuş.
Daha sonraki yıllarda İstanbul'da büyük bir veba salgını olmuş. Bağnaz çevreler rasat hanenin uğursuzluğu yüzünden olduğunu ileri sürerek, şeyhulislamın fetfasıyla rasat hane topa tutularak yıktırılmıştır.
***
Bizim tarihimizde de saltanat için, babasını öldüren hayırsız evlad'a raslanmıştır.
Yavuz Sultan Selim, ordusuyla İstanbul'a yürüyor, yeniçeriler de onu destekliyor, pasif gördüğü Fatih'in oğlu babasi II. Bayzıt'i once tahtan indirip, Yunanistan sınırıdaki Dimetoka’ya sürgün ediyor, Edirne yakınlarında rahasızlanarak ölüyor. Kesin bilinmemekle birlikte zehirlendiğinden şüpeleniliyor. Onun oğlu Kanuni Sultan Suleyman, bu korkuyu bilerek, aktif girişken oğullarını boğdurmuş, geriye içki ve zevke düşkün II. Selimi mirasçı bırakmıştır.
II. Selim hiç bir harbe iştirak etmemiştir. Onun yerine savaşları babasının döneminde de sadrazam olan Sokullu Mehmet Paşa yönetmiştir. 
Kıbrıs. II. Selim'in saltanatı sırasında alınmış. Ordan gelen ganimetle Edirne de Mimar Sinan'ın ustalık eserim dediği Selimiye camisini yaptırmıştır. 

9 Aralık 2024 Pazartesi

Kasım Aralık 2024'te Süriye'de neler oluyor


İran'da Amerika'nın desteklediği şahı devirdiklerinde sevinmiştik. Sevincimiz kursağımızda kaldı. Humeyni dini rejim kurdu. Halk daha fazla baskı altında kaldı. 45 yıldır İslami düzenlerini devam ettiriyorlar.
Şimdi de Işıt yanlısı olan isyancılar Suriye'de Esad'ı devirdiler. Rusya'nın yardımıyla ayakta duran Esat on-dört yıldır ülkeyi harabe haline getirdi. Şimdi gitti, sevinelim diye kuşkudayım, çünkü isyancıların lideri de Humeyni gibi sakallı, yeni bir Afganistan yoksa İran mi ortaya çıkacak. Ama bir şey gerçek gözüküyor, Rusya iyice güçten düştü.
Umarım yakında Ukrayna'daki savaşta sona erer.
***
Derler ki her toplum kendi laik olduğu yönetim şekliyle yönetilir.
Biz Amerikalılar Trump'ı seçtiler diye onlara Beç diyoruz. Asıl Beç ve aşırı dini bağnaz olan İran toplumudur. Yoksa 45 yıl Humeyni'nin kurduğu baskıcı dini yönetime dayanamazlardı. Şahı devirdikleri gibi, onları da al aşağı ederlerdi.
Kadınlara çarşaf giyme zorunluğu getirdiklerinde kadınlar sokaklara dökülüp miting yaptılar. Devrim muhafızları bu kadınları sokakta copla darp ettiler. Geçen yıla kadar bir daha sokakta eylem yapan kadına rastlanmadı. Halen 45 yıl sonra baş örtüsü uygun bağlanmadı diye göz altına alınan kadınlar, karakoldan ölü çıkıyor.
Arkasından başını açan hatta dona sutyene kadar soyunan kadın protestosu başladı. Artık göz altına almıyor sadece uyarıyorlar. Bu da bir gelişme. 
Asya gezisinden dönerken İran'ın Horasan bölgesinde Maşat şehrine uğradım bu şehirde Özbekistan'ın Semerkant ve Buhara şehrlerinde olduğu gibi aynı yüzyılda yapılmış görkemli medreseler var. 
Şehre gelince sokakların kara çarşaflı kadınlarla dolu olduğunu gördüm. İçim karardı. Otelin önünde Türkçe konuşan yaşlı bir adam masum bir şekilde "Kadınlar sizde de böyle mi kara çarşaflılar" diye sordu. Hayır dedim. Adam "Şah zamanın da bizde de değillerdi" dedi. 
Maşat Şiilerin kutsal şehri, Burada onların yedi imamından birinin o görkemli medresede türbesi var Türbe altın ve renkli mücevher kalkmalı taşlarla süslenmiş. Korumak için tavana kadar demir parmaklıklarla çevrilmiş, yüzlerce ziyaretçisi var insanlar bir şeyler mırıldanarak bu parmaklıkları öpüyor. 
***
İran'da Şahı devirdiklerinde 1979 biz Hopa'daydık, Eylem o yıl doğdu. İran'da olup bitenleri televizyondan canlı izledik.
Halk isyan edip sokaklara döküldü, kalabalığa ateş edilip katliamlar yapıldı. İsyan daha da büyüdü. Şah ülkeyi terk etmek mecburiyetinde kaldı.
Yurt dışında olan Ayetullah Humeyni İran'a döndüğünde aynı kalabalık onu coşkuyla karşıladı.
Kurduğu düzenden hoşnut olmadıklarını düşünüyorduk.
Humeyni öldüğünde anıt mezarına kalabalık yüzünden cesedi karadan götüremediler, helikopterden iple indirirken kalabalık cesedin kefenini parçalayıp yere düşürdü. Kefen parçasını elde etmek onlar da nasıl bir dini bağnazlık olduğunu gösteriyor.
Humeyni'nin baskıcı yönetici olmasına rağmen.
***
Sakallı dedim de aklıma geldi. İş yerinde bir toplantı sırasında kendi de sağcı olan Erdoğan Bir dini bağnazlıktan bahsederken, sakallılar dedi. Karşımda oturan Beç Muzaffer yüzüme hain hain bakmaya başladı. Benimde sakalım olduğu için. Erdoğan ona dönerek, "Bu değil canım, keşke bütün sakallılar bunun gibi masum olsa" dedi.
Dünyaya layıklığı getiren, Fransa'da cumhuriyet devrimini gerçekleştiren kişiler, devrim sırasında Notre-dame'de ibadeti yasaklamışlar, hatta burasını şarap deposu olarak kullanmışlar.
Sedat'ı deviren sakallılardan, laik bir toplum yapısı kurmalarını nasıl bekleyebiliriz...!
Üstelik El-Kaide sempatizanları imişler.
***
Afganistan'ı 10 yıl dinsiz Sovyet Rusya işgal edip yönetti. 20 yıl NATO devletleri işgal edip laik düzen kurmaya çalıştı. Geri çekildiğinin ertesi gün geride bırakılan hükümet başkanı yurdunu terk ederek yönetimi bağnaz sakallı Taliban'a terk etti.
O da kadınların yalnız sokağa çıkmasını ve okula gitmesini yasakladı. Eğitim almak isteyen kızlar sokakta protesto yapmaya çalıştılar kalabalık 10 kişiden fazla değildi. Korkudan mı, yoksa isteksizlikten mi bilinmez.
Dini bağnazlık öyle bir şeydir ki önlemek imkansızdır. Zorlarsanız yer altına iner faaliyetine orda devam eder. Bir çeşit mantıksız körü körüne inanılan düşünce şeklidir. 
***
Bizde durum farklımı? Tatbiki değil. Cumhuriyeti kurup laikliği teşkil ettiğimiz yüz yılı geçti. Zaman zaman bağnaz dini davranışlar baş gösterince darbelerle engellenip demokrasi askıya alınmıştır.
22 yıldır bir imam devletin başına geçince; kılık kıyafet devrimiyle özgürleşen, Avrupa'dan önce seçme seçilme hakları verilen kadınlar gene kapattırılıp çuvala sokulmuştur. Bu İran'daki gibi zorunlu değil isteğe bağlı yapılmıştır. Bu gün meclis dahil toplumun değişik kademelerinde bunları görmek mümkündür. Bağnaz babalar, kıskanç kocalar kadınları örtünmeye zorlamaktadır. 
Kadının içgüdüsünde güzel görünmek vardır. Süslenip takı takmaları bu içgüdü nedeniyledir. Erkeklerin zorlaması olmasa hiç bir kadın kapanmak istemez.
***
Dünyanın değişik yerlerinden gelip Suriye'de savaşa iştirak eden, belki içlerinde hiç Suriyeli olmayan dünya terör listesinde bulunan bu kafa kesen cihatcı, radikal İslamcılardan nasıl laik bir devlet kurmaları beklenebilir!
Bizim cumhur başkanı ve diş işleri bakanı "Bunlar ılımlıdır her çeşit anlaşmaya hazırdırlar" demeleri ne kadar gerçekçidir. Yoksa bunlar da onlar gibi kendilerini cihatcı, radikal İslamcımı görüyorlar.
HTŞ lideri sakallı Ahmet El-Şara önce parkayı çıkarıp sakalına biraz düzen vererek kolsuz kumaş yelek giydi.
Şimdi de bizim diş işleri başkanıyla görüşürken, Avrupayı takım elbise giymiş ve kıravat takmış.
Bu hareketi halkı tarafından alkışlandı. 
Amerika daha önce başına ödül koymuşken, şimdi görüşmeye gitmişler, ödülü kaldırdıklarını söylemişler. 
Bunlar iyiye giden gelişmeler olduğunu gösteriyor. 
Umarim ben yanılırım da İran'a yada Afkanistan'a benzeyen İslami bir rejim kurmazlar. 

3 Aralık 2024 Salı

Kadının fendi erkeği yendi

             Matha Hari

Erkeğin en zayıf tarafı kadındır. Tarihte bir çok ünlü kadın, kadınlığını kullanarak erkeklerden birçok istihbarat bilgisi öğrenmiş ve bazı imtiyazlar elde etmiştir. En bilineni Kleopatra, ikincisi Deli Petro'nun karısı I. Katerina ve diğeri ünlü kadın casus Mata Hari'dir.
Mata Hari dansçıydı, Dünya savaşı sırasında kıvrak danslarıyla baştan çıkardığı ünlü devlet adamlarından istihbarat alıyor karşı taraftakilere satıyordu.

                 I. Katerina

Katerina, Purut savaşında  Baltacı Mehmet Paşa'ya yenilen kocası Deli Petro'yu kurtarmak yenilgi yaptırımlarını azaltmak için, Baltacı'yı çadırında ziyaret ederek imtiyazlar elde ediyor. Bu başarılarından dolayı, Ruslar ona "Büyük Katerine" demeye başlıyorlar. 
Kleopatra, Mısır'ı işgal eden Roma imparatoru Jul Sezar'ın karargahına kendini halıya sarılmış halde gece adamına taşıttırıyor, kadınlık cazibesini kullanıp Sezar'ı baştan çıkarıp Mısır kraliçeliğini koruyup imtiyazlar elde ediyor.

Kleopatra 

Kleopatra İskenderiye doğumlu Yunan asıllıydı. Mısır dili dahil bir kaç dil biliyordu. Kendi fazla güzel sayılmazdı, kendi makyaj malzemesi ve parfümünü üretecek kadar kimya biliyordu. (Mısırlı kadınlar kimyaya meraklıydı parfümleri damıtmak için kullanılan su banyosu Mısır'lı Mari adında bir kadın tarafından bulunmuştur. Su banyosuna halen batı dillerinde "Benmari" denilmektedir.) 
Kleopatra, kıvrak zekasını ve bunları kullanarak cazibesini artırıyor önce Sezar'ı daha sonra Antonius'u kendisine aşık ederek Roma'nın gücünden faydalanıp statüsünü koruyordu. 
Roma'ya yaslanıp kraliçeliğini ilan eden Kleopatra'dan Mısırlılar rahatsızdı. Küçük kız kardeşi  Arsinoe IV ve erkek kardeşi Ptolemaios XIII'i destekleyerek, Arsinoe'yi Mısır prensi yapmak istediler. Sezar bunların ikisini de yenip esir aldı Roma'ya götürüp sokaklarda teşhir eti. Daha sonra Arsinoe'yi Efes Artemis tapınağına sürüp hapsederek esaretini burada devam ettirdi. 
Sezar suikasta öldürülünce Roma'nın doğu vilayetlerini yöneten Antonius'u Kleopatra süslü bir tekne ile Tarsus'ta ziyaret edip kendine aşık ederek statüsünü korumaya devam etti. Kendi iktidarı için tehdit olarak gördüğü Efes'teki kız kardeşini, Antonius'a zehirleterek öldürttü. 
Kleopatra, küçük kardaşi ile evli olmasına rağmen, Sezar'dan bir oğlu, Antonius'tan üç çocuğu olduğunu iddia ederek, Antonius'la birlikte bu çocuklar Roma topraklarının mirasçısı olduğunu ve Roma topraklarında hak iddia etmeye başladılar. Bunun üzerine, 
Roma'yı yöneten Octavianus diğer adıyla Augustus, Antonius ve Kleopatra'ya savaş açtı ikisini de yenince bunlar Mısıra çekildi ikisi de intihar etti, esarete düşmemek için.
Kleopatra kobra yılanı yada kendi yaptığı zehri kullandı. Kleopatra ölünce, Antonius da kendini bıçakladı.
İngiliz yazar William Shakespeare'nin yazdığı Kleopatra ve Antonius eseriyle birlikte birçok yazı ve edebi esere konu olan Kleopatra ve Antonius'un anıt mezarına ait bu güne kadar herhangi bir iz bulunamamıştır.
İskenderiya'da Akdeniz kenarında olduğu tahmin edilen anıt mezarın sular altında kaldığı tahmın edilmektedir.
Araştırmalar su altında devam etmektedir.
Kleopatra'nın sarayı ve mozelesi bu günkü İskenderiya limanında deniz altında bulunduğu sanılıyor. Depremlerle batmış olması tahmin ediliyor.
Bu güne kadar birkaç sütün parçasından başka bir şey bulunamadı limanda.