Bu hikaye VOA'de okutuğum bir makalede yaşlilarda evcıl hayvanları kullanarak terapı uyguluyan bir bacağı protezlı bir terapistin, arka bacağı olmayan bir köpek yavrusunu alıp ona da protez takarak terapi köpeğı olarar kullanması bana aşağıdakileri tatırlatmasıyla ortaya çıktı.
Evimizde yaşanmış ilginç iki tavuk hikayesi:
Siyah tavuğumuzun ayağının biri sakatlanmıştı. Annem bezlerle sakatlanan bacağı sardı. Tabii tavuk iyileşinceye kadar istirahat etmeyi bilmez diğer bacağıyla hoplayıp zıplayıp hareket ediyor, sakat bacağını da peşine sürüklüyordu. Bir zaman sonra diz kapağından aşağısı bezlerle birlikte çürüyüp düştü. Bir süre bir buçuk bacakla hayatını devam ettirdi. Harmanda dolaşıyordu, kendini iyi beslediğinden bayağı şişmanlamıştı. Bu durumu gören yukarı mahalleli delikanlılar aralarında para toplayıp, tavuğu bu sefil hayattan kurtarmak için anamdan satın alıp götürdüler.
İkinci hikaye bir horozla ilgili. Ben üst katta Divan hanede oturup kitap okurken açık olan ğepengiden alt kattaki, Sevim'in sesini duyuyordum. Ahşap evin arka ve ön odalar arasında bulunan bu geniş alana neden Divan hane dendiğini bilmiyorum, buranın tabanından alt kata inen, bir kapağı bulunan boşluğa ğepengi deniyor. (Sevim gece bu alt kata dik bir merdivenle inen ona kapan görevi yapıp düşüp bileğinden kolunu kırmasına sebep olmuştu.)
"Yenge, Çil Karı'nın horozu içeri girmiş kesip yiyelim" dedi. Horozu yakalayıp kesip yemişler. Sonra bizim horoz ortadan kaybolunca. Bizim horozu kesip yediklerini anlamışlar. Ben onların bu hayın düşüncelerine ortak olmamak için ilgilenmedim. Nasıl kestiler nasıl pişirip koca horozu yediklerini bilemiyorum. Aşağı inmeyıp bu süre zarfında kitap okumaya devam ettim.
Zavallı horoz, doğup, büyüdüğü, içeri girdiği kendi evinde bile güvenlik altında olamadı. Hayın bir yalniş anlamaya kurban gitti.

Hiç yorum yok:
Yorum Gönder