Hoş geldiniz. Sefalar getirdiniz.

Bizden de: Çam sakızı çoban armağanı...!

28 Eylül 2026 Pazartesi

Papa'nın Fransa'da laikliği delmeye çalışması



Ben Fransızları, batıl inançlara itibar göstermeyen akıllı insanlar sanırdım. Ki onlar monarşinin başını kesmiş, feodaliteyi ortadan kaldırmış, rekabetçi kapitalist devrimi gerçekleştirmiş, kilisenin yönetimdeki etkisini ortadan kaldırarak laikliği inşa edip Cumhuriyeti kurmuş bir toplumdu.
Papa, Fransa'yı ziyaretinde iktidarda sağ parti bulunmadığı halde, devlet töreniyla karşılandı. Papa'nın geçiş güzergahı Champ-Elisa bulvarını halk baştan başa doldurup Papa'ya sevgi gösterişinde bulundular.
Papa bu coşkudan cesaretlenerek layıkliği delmeye çalıştı, okullara dini eğitimin konulmasını istedi. 

9 Eylül 2026 Çarşamba

Siyah tavuk ile mor horozun akibeti


Bu hikaye VOA'de okutuğum bir makalede yaşlilarda evcıl hayvanları kullanarak terapı uyguluyan bir bacağı protezlı bir terapistin, arka bacağı olmayan bir köpek yavrusunu alıp ona da protez takarak terapi köpeğı olarar kullanması bana aşağıdakileri tatırlatmasıyla ortaya çıktı. 
Evimizde yaşanmış ilginç iki tavuk hikayesi:
 Siyah tavuğumuzun ayağının biri sakatlanmıştı. Annem bezlerle sakatlanan bacağı sardı. Tabii tavuk iyileşinceye kadar istirahat etmeyi bilmez diğer bacağıyla hoplayıp zıplayıp hareket ediyor, sakat bacağını da peşine sürüklüyordu. Bir zaman sonra diz kapağından aşağısı bezlerle birlikte çürüyüp düştü. Bir süre bir buçuk bacakla hayatını devam ettirdi. Harmanda dolaşıyordu, kendini iyi beslediğinden bayağı şişmanlamıştı. Bu durumu gören yukarı mahalleli delikanlılar aralarında para toplayıp, tavuğu bu sefil hayattan kurtarmak için anamdan satın alıp götürdüler.
İkinci hikaye bir horozla ilgili. Ben üst katta Divan hanede oturup kitap okurken açık olan ğepengiden alt kattaki, Sevim'in sesini duyuyordum. Ahşap evin arka ve ön odalar arasında bulunan bu geniş alana neden Divan hane dendiğini bilmiyorum, buranın tabanından alt kata inen, bir kapağı bulunan boşluğa ğepengi deniyor. (Sevim gece bu alt kata dik bir merdivenle inen ona kapan görevi yapıp düşüp bileğinden  kolunu kırmasına sebep olmuştu.)
Şimdide kötü niyetini bana ulaştıran bir delikten ibaretti.

6 Temmuz 2026 Pazartesi

Sosyalis ekonominin akibeti


Kırgızistan Bişkek'teki ki Lenin heykeli

70'li yıllarda hayatımız pahasına Sosyalit sistemi savunuyorduk. 70'li yıllarda bu uğurda mucadele eden hepsi üniversite öğrencisi olan, Devrimci Yol (Devyol) üyeleri Deniz Gezmiş ve arkadaşları asılarak idam edildi. Bizim Acilciler dediğimiz Devrimci Sol (Devsol) üyeleri Mahir Çayan ve atkadaşlrı, pusuya düşürülerek öldürüldü. Pusu sırasında samanlıkta saklanan Ertuğrul Kürkçü tutuklanıp bir süre hapis yattıktan sonra çıktı. Kürt partisi olan Halkların demokratik partisinden millet vekili seçildi. Bir ara Ertuğrul Kürkçü için polis ajanı olduğu söylentisi dolaşti. Mahir Çayan Türkiye Devrici Hareketi adında birde kitap yazmıştı. Nerden bilecektin Sosyalist sitemin, 80'lı yıllarda çökeceğini! Demir perde ile çevrilmiş, içeride ne olup bittiğini kimse bilmiyordu. Marks, ve Lenin yazdığı kitaplarda sosyalist düzenin emeğın sömürüsünü ortadan kaldıracağını belirtmişti. Hatta Lenin sosyalıs düzeni kurmuştu. Ne yazıkki kısa sürede 55 yaşında öldü. Yerine geçen Sıtalin içeride büyük bir istibdat ve baskı düzeni kurmuştu. Gürcü olan Sitalin, Dortnala uzak Asya’dan gelip Gürcistan'a yerleşen Türkleri, trenlere bindirip uzak Asya'ya geri sürmüştü. Ben Asya turumda Özbekistan ve Kırgızistan'da bu Türkler le karşılaştım. Hepsi geri yurtlarına dönmek istiyorlardı. Hatta Kırgızistan'da bir müzeyi gezerken bodrum kattakı Bır salonda bu isteklerini tartıştıkları bir kongrelerine tesadüf eseri katılıp Türkçe konuştukları kongrelerini sonuna kadar izledim. Bitiminde de başkanıyla tanıştım. Beni derneklerine götürdü. Türk devletinden yardım bekliyorlardı. Başkanın anlattığına göre gidip GAP bölgesine yerleşmek istiyorlardı. İştahları çok büyük Fırat üzerideki Atatürk barajindan sulanan GAP bölgesini istiyorlar, orası Kürt bölgesidir Kürtler 20 yıldır ayrılmak için bizimle savaş halındir. Orası olmaz dedim. Sesleri kesildi. Hevesleri kursaklarında kaldı. Kongrede Türkiye'ye bir heyet göndermeyi kararlaştırmışlardı. 
 Bunu dışarıda hiç kimse bilmiyor, her şeyin güllük gülistanlık geçtiğini, sosyalıst ekonomı ve teknoloji ilerliyor, sanıyorduk. Hatta uzaya ilk insani onlar göndermişti.
Amerika Japonya'ya atom bombası atınca, Sovyetler'de atom bombası yaptı. Böylece soğuk savaş dönemi ve silahlanma yarışı başlamıştı. 
Ne zaman 80'lı yıllarda Gobaçov'un yazdığı. Glastnos, ve Perestroika kitapları, hiçte herşeyın güllük gülistanlık gitmediğini ortaya çıkarttı. Ne teknoloji  ne de ekonomi ilerliyordu. Dünya elekronik hesapmakinası ve bilgisayar kullanırken onlar hesap işlerinde mekanik Fasit makina kullanıyordu. Bunları bize Gorbaçov bildirdi. Fazla sürmedi kısa sürede Sosyalit sistem çöktü. Büyük şehirlerdeki Lenin heykelleri tek tek kaidelerinden indirildi. Ben Kırgızistan'da indirilmemiş Lenin heykeli gördüm. O kadar kabasaba yapılmiştıki yüzüne bakmaya dayanamazdınız hiç bir sanat değeri yok acemi bir çırağın elinden çıkmış gibiydi. Almanya'da Berlin duvarı yıkıldı.
Sovyetler birliği hiçte bağımsız olmayan birçok bağımsız devletler topluluğuna bölündü.
Bu gün Rus Ukrayna savaşında görduğumüz gibi. Rusya zaman zaman bir çoğuna güç kullanarak mudahale de bulundu.

4 Temmuz 2026 Cumartesi

1972'de Asılan Deniz Gezmiş'in arkada bıraktığı miras


İmran Deniz Göktaş, kara mizah ve politik esprileri ile tanınan Türk stand-up komedyenidir. Yurt dışında tatilde iken savcılık tutuklama kararı verdi. 
Adam tutuklanacağını bile, bile yurt dışında ki tatilinden kısa pantolonla dönerken, hava alanında pasaport kontrolu sırasında tutuklandı. Ters kelepçe takılarak göz altına alındı. 3 Temuzda hakim karşısına çıkacakmış. Eğer Erdoğan'a hakaretten bir ceza alırsa, Erdoğan'ı politikacılar değıl bu adam devirir...!
Hakim halkın bir kesiminin dinini aşağılama ve Erdoğan'a hakaret edip etmediğini sormuş. Hiç birini kabul etmemiş. Kaçma ihtimali nedeniyle tutuklanmış. Kaçma ihtimali olan adam kendi ayaklarıyla yurda giriş yapmaz. Adliye önünde Denize destek mitingi düzenlediler.
Bu yargılama biraz "Dünya dönüyor" diyen Galile'nin yargılanmasına benziyor. Bu gün dünyanın dönmediğini hiç kimse kabul edemez. Oysaki onu yaptığı teleskopla gözleyen İtalyan Galile ilk defa söylemiş, Engizasyon mahkemesi onu ömür boyu ev hapsı cezasına çarptırılmıştı.
Kuranikerim'in son kitap olamıyacağıni söyleyen Deniz Gezmiş'in adaşi, bakalım hangi cezaya çarptırılacak!
Bir stand up gösteri videosunda "Sana bu adamın adını koyduk" diyorlar. O da soruyor "O adama ne oldu" diye. "Devlet öldürdü" diye cevaplıyorlar.
Programına "Olü Deniz" koyması sanırım buradan geliyor. (Bir de Fetiye'de hiç dalgası olmayan "Ölüdeniz" denen bir lagün var. Uzun bir kanalla denize bağlantısı olan küçük bir göl. Yukarısında yüksek tepeler uzanır. Yamaç paraşütçüleri buradan yamaç paraşütü ile atlıyarak Ölüdeniz kumsalına iner.) Kastedilen Adam devletin 70' li yıllarda iki arkadaşıyla birlikte astığı Deniz Gezmiş'tir. O nedenle ki bu adam da, kendi idam sehpasıni kendi ayağıyla deviren, Deniz Gezmiş'in cesareti var. Sozünü budaktan sakınmıyor. 
Yakında yapılacak NATO liderler toplantısında, o liderlerin ülkelerinde fikir özgürlüğü olduğu halde bizde bir komedyanın Erdoğan'a hakaret unsuru içerdigi varsayılan konuşması  nedeniyle tutuklanmış olması ortada iken, Erdoğan o liderlerin yüzlerine nasıl bakacak...!

27 Nisan 2026 Pazartesi

Mimar Sinan'ın gizli aşkının ifadesi



Mihr-i Mah, Arapça ay ve güneş demek. Kanuni Sultan Suleyman'ın kızının adi. Mimar Sinan, 50 yaşinda iken 20 yaşındaki bu kıza aşik oluyor. Fakat kız, Kanuni'in şehsadelik dönemi arkadaşı olan daha sonra sadrazam olacak Pargali İbrahim Paşa ile evleniyor.
Mihr-i Mah Sinan'dan biri Üsküdar'da diğeri Edirne kapıda iki camı yapmasını istiyor. Mihr-i Mah'ın doğum tarihi 21 mart gece ile gündüzün eşit olduğu gün. O gün ay Üsküdar'da ki caminin minareleri arasından doğarken, Edirne kapıdaki caminin minareleri arasından da güneş batıyor. Yani ay ve güneşin birlikteliği Mihr-i Mah'ı mühürlüyor.

13 Nisan 2026 Pazartesi

Mısır'a göz diken imparatorlar


Antik Dünya'da büyük yapıların meydana geldiği bölgeler genellikle verimli arazileri olan topraklardır. Çünkü yapıları yapan insan toplulukları beslenmek için artı ürüne ihtiyaç var o da sadece suyu olan verimli topraklarda mümkündür. En bilinenleri Mısır'da Nil nehri bölgesi, diğeride Fırat ve Dicle nehirlerinin bulunduğu Mezozotopya bölgesidir.
Zengin ve verimli topraklara sahip olan Mısır'a bir çok imparator göz dikmiş ve işgal etmiştir.
İlki Büyük İskenderdir. Ordusuyla Mısır'a kadar gelip İskenderiya şehrini deniz kenarına getirdiği donanmaya liman yaparak çevresine kurmuştur. Maksadı deniz ticaretini güçlendirip, Yunan kültürünü Mısır'a taşımaktı, böylece Hiyoroglif yazının çözülmesine neden olan Rozetta taşındaki Yunanca metnin yazılmasına sebep olmuştur. Ayrıca son Mısır Firavunu Kleopatra da Yünan kökenlidir. Sarayını İskenderia şehrine yaptırmıştır. Büyuk İskeder buradan doğuya yönelmiş Pakistan'a kadar gitmiştir. Dönüş yolunda hastalanarak ölmüştür. 
İkincisi Roma imparatörü Julius Sezar'dır. Mısır'ı işgal etmiş, Mısır imparatoriçesi Kleopatra kendi statüsünü korumak için kendini bir halıya sardırarak adamına Sezar'ın karargahına taşıtmiş, Sezar'ı baştan çıkarıp statüsünü korumuştur. 
Üçüncüsü Yavuz Sultan Selim'dir. Mısırı fet edip Osmanlı topraklarına katmış, Burda bulduğu bir halifeden kutsal emanetleri alıp kendini halife ilan etmiştir.
 Dördücü imparator Napolyon'dur Mısır'a sefer düzenlemiş işgal edip kazı çalışmaları yapmiş orada buldukları Rozetta taşinda Yunanca ve Hiyoroglif yazılar bulunmaktadır. Yunanca yazı Fransız Şanpolyon tarafından okunup hiyoroglif yazıyla karşılaştırma yaparak hiyoroglif yazının çözülmesine neden olmuştur. Napolyon'da, Mısır'da fazla kalamamış Osmanlı'ya savaşta yenilmiştir. Topladıkları malzeme anlaşma sonucu savaşta Osmanlı'ya yardım eden İngiltere'ye teslim edilmiştır. Rozetta Taşı şimdi İngiltere'de British Müzeum' dadır. Napolyon Fransa’ya dönünce şu ünlü sözünü söylemiştir. "Gitim. Gördüm. Döndüm."
Sonuncusu Birici Dünya Savaşın'da İngiltere kırallığı Mısırı işgal etmiştir. Cemal Paşa Yavuz'un yolunu kullanarak çölü geçip Mısırı geri almak istemiştir. Ordusuyla Suveyiş'e kadar gelmiş birlikte getirdiği küçük teknelerle gece yüz kadar askeri karşıya geçirmiş, sabah olunca bu askerler İngilizlerin eline geçip esir edilmiştir, bu Kanal Hareketi başarısızlıkla sonuçlanmıştır. 

17 Mart 2026 Salı

Kostantin'in kendi adıyla kurduğu bu günkü Şehr-i İstanbul



Kostantin1 Ms. 330 da Roma'dan o zamanlar Bizantion isminde olan Yunan koloni şehrini büyüterek kendi adını verdiği Kostantinapol bugünkü İstanbu'la Roma İmparatorluğu'nun baş şehrini taşıyor. Roma'daki idari varlık 476'da kavimler göçüyle tamamen yıkıldığı, egemenliğine son verildiği halde  İstanbul'daki Kostantinapol 1453'a kadar Roma'dan yaklaşık 1000 yıl daha fazla ayakta kalıyor. Savunması kolay üç tarafı denizlerle çevrili, kara tarafıda  yüksek surlarla kapatılmış ve verimli topraklardan alınan vergilerin bulunması nedeniyle.
Üstelik Mısır, Ukrayna ve Rusya'dan deniniz yoluyla gelebilecek tahılın kavşak noktasında. 
Bu bölgeye ve egemen oldukları Anadolu’ya Diyar-i rum denilmesi Roma'dan geldikleri için yani bunlar Romalılar.
Eğer Kostantin Roma'dan gelip kendi adıyla şehir kurmasaydı, bu gün bizim ne hiyoroglif yazılı dikili taşımız ve dikili taşlarımız, ne yerebatan sarnıcımız, ne Ayasofya'mız ona ulaşmak istiyen Mimarsinan'imiz, ne üç katlı su kanalı bozdoğan kemerimiz ne de surlarımız, kulelerimiz vs. olurdu.
Rum'un Romalı anlamına geldiğini İlber Ortaylı televizyonda söylemişti.
Trt-1 televizyonda salı günleri (Fetihler sultanı  Mehmet) dizisi var. Kostantina polis için gösterilen fotoğrafların altında (İslambol) yazıyor yani bugünkü İstanbul.
Ben Yunanistan’da iken oralı bir prof, İstanbul'un Yunanca ismi (İstinpoli) olduğunu söyledi anlami: (Şehre) demekmiş. Aynen şöyle anlattı; Birisi Kostanapol'a gidiyorsa nereye gidiyorsun diye sorulduğunda, o zamanlar ordan başka şehir olmadığından o da "Şehre=İstinpoli" diye cevap verir. 
ChatGPT 'e göre:Bugün kullandığımız İstanbul adının kökeni konusunda en yaygın kabul gören görüş, Bizans dönemindeki Yunanca "εἰς τὴν πόλιν" (eis tēn pólin) ifadesinden türediğidir.
"eis" (εἰς) = "…-e, …-ya doğru"
"tēn" (τὴν) = belirli tanımlık ("the")
"polin" (πόλιν) = "şehir" (kelime, "polis" yani şehir sözcüğünün hâlidir)
Dolayısıyla "eis tēn polin" ifadesinin anlamı yaklaşık olarak:
"Şehre doğru" veya "Şehre gidiyorum."
Yani İstanbul'un İslamla bir ilgisi yoktur.
Fatih karakterini oynayan kişi "Ben Kostantinapolu aldım. Adını İslambol koydum"diyor.
Yani toplumu yanliş bilgiye yönlendiriyor. Oysaki böyle diziler topluma öğretmenlik yapmalı.
Poli Yunanca şehir demek. Kostantinapoli:Kostantin'in şehri.
İstinpoli:Şehre 
İngilizce: To the city
Safranpoli: Safran şehri, nasıl zamanla Türkçe sesuyumuna göre Safranbolu olmuşsa, İstinpoli'de zamanla İstanbul olmuştur.

Bu şehr-i Sıtanbul ki Bi-misl ü bahadır.
Bir sengine yek-pare Acem  mülkü fedadır.

Bir gevher-i yek-pare iki bahr arasında, 
Hurşid-i cihan-tab ile tartılsa sezadır.

Altında mı üstünde midir cennet-i a'la.
El-hak bu ne halet bu ne hoş ab u hevadır.

Her bahçesi bir çemenistan-ı letafet,
Her güşesi bir meclis-i pur-feyz u safadır.

İnsaf değildir anı dünyaya değişmek,
Gül-zarların cennete teşbih hatadır.

Nedim.